koleranın 3 yeni resmi
3/6/2008 ·



www.sagoparap.org dan alıntıdır
sagopa kajmer çoğu kişi görmemiştir
3/6/2008 ·

www.sagoparap.org dan alıntıdır
hiphop avatarları
1/6/2008 ·














sahibinin sesi
28/5/2008 ·
Yorum (1) Yorum yaz!
11.05.2008 SAGOPA RÖPORTAJI
28/5/2008 · Kategori: Sagopa Kajmer
Rap’den Rabb’e Sagopa Kajmer: Rap’in krallarından geçtim, gönül
sultanlarına bağlandım
H.SALİH ZENGİN



Yunus
Özyavuz, nam-ı diğer Sagopa Kajmer, Türk
rap müziğinin önemli ve farklı
isimlerinden birisi. Onu kendi ifadesiyle diğerlerinden ayıran ve farklı kılan şey ise sözleri ve müziğinin kendine has oluşu.
Şarkı sözlerinde bolca
Osmanlıca ve Farsça kelimeler kullanan Kajmer, “Yeraltı Operasyonu, Sözlerim
Silahım, İhtiyar Heyeti, Sagopa
Kajmer, 10 Kurşun, Bir Pesimistin
Gözyaşları, G.O.R.A Soundtrack,
Romantizma, Kafile, İkimizi Anlatan Bir Şey ve Kötü İnsanları Tanıma Senesi” isimli albümleriyle hatırı sayılır bir
genç dinleyici kitlesini müziğine çekti. İçerisinde küfür barındıran eski sözleriyle
arasını bozduğunu söyleyen Kajmer,
ilginç bir itirafta da bulunuyor: “Şarkılarımın küfür içerdiği vakitlerde ailem beni hiç dinlemezdi.” Sagopa Kajmer, müzikte
laf kalabalığını sevmediğini, önemli olanın özü yakalayıp az ve öz konuşmak olduğunu belirtiyor. Sözlerinin dinleyicilerinin aklında kalma
sebebini sahip olduğu maneviyatla özdeşleştiren Sagopa Kajmer, “Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Son
iki senem alim zatların hayatlarını araştırmakla geçti. Hâlâ benim için en mühim şey, o mübarek zatların dopdolu hayatlarından
bir zerre olsun istifade edebilmek.” diyor. Sanatçı, bu kez sevdiği rap’çileri değil etkilendiği alimlerin isimlerini
sıralıyor: Abdülkadir Geylâni, Ahmed el Bedevî, Hasan-ı Basri, Ahmed er-Rufai,
Bişr-i Hafi, Buhari,
Müslim... Eskiden rap’in önemli isimleriyle hemhal olan Sagopa Kajmer, “Ben
rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki!” diyor. Kur’an-ı Kerim okumanın kendisini çok
rahatlattığını kaydeden rap’çi
Kajmer, Allah’la olan irtibatını ise şöyle açıklıyor: “Ben ilk önce Rabb’in benden istediklerini
uygulamaya koyup daha sonra O’ndan aldığım güç ile dua ediyorum. İrtibat, çokça zikretmektir. Kelimelerden geçtik biz, manaya
indik.”
Küçükken
de böyle çok konuşan biri miydiniz?
Sessiz bir çocuktum, müzik dinler ve mutlu olurdum. Çok fazla içime kapanıktım.
Anca biraz açıldım diyebilirim.
Anne-babanız
ne diyordu sizin bu küfürlü şarkılarınıza? Ailenizin büyüklerine karşı bir isyan duygusu oldu mu içinizde?
Bana ailem
karışmaz. Ne yaparsam onlar
için iyidir. Önceki şarkılarımdaki küfürleri
de önemsemiyorum, sonuçta herkes küfreder. Ben eski şarkılarımla aramı çoktan bozdum. Ayrıca
isyankar değilim ve isyan müziği de yapmıyorum. İlk önce yaptığım müziğin isyan müziği olmadığını anlamanızı isterim.
Eskilerde takılmamak gerek. Aile büyüklerime boynum kıldan incedir. Aile en
önemli sahipliktir. Şarkılarımın küfür
içerdiği vakitlerde ailem beni
hiç dinlemezdi, hatta pop müzik yap derlerdi. Ne zaman ki ‘Bir Pesimistin Gözyaşları' albümünü yaptım; hem insanların hem de
ailemin müziğime bakış açıları değişti. Böylesi beni de
mutlu etti. Ünlü olmamak için ses tonumu değişik kullanırdım.
Zamanından kalan içime kapanıklığın dışavurumuydu bu.
Kelimelerin
gücü adına çıktığınız bu yolda sizi ne
susturabilir?
Eğer iyi sözler yazamasaydım benimle röportaj yapar
mıydınız? Sanırım hayır. Kelimelerin gücü, cümlelerin gücü; bu ikisine müziğin sağlamlığı eklendiğinde bütünlük sağlanıyor. Eğer sadece iyi müzik
olsaydı da sözler kötü olsaydı olmazdı. Ben bir bütünüm, bütünlüğüm olduğu için Sagopa Kajmer'im. Hissettiklerimi açığa vururken dikkatli olmalıyım. Bu benim
disiplinim, prensibim. Beni susturabilmek için yaratılmış herhangi bir güç yok. Çünkü ben gücümü
dinleyicimden, insanlardan alıyorum. Susturulması ancak kendine bağlı olan bir imkansızım.
İllâ ki ağız dolusu konuşmak mı gerekiyor? Sustuğunuz anlarda ne yapıyorsunuz?
Nasıl
planlama yaptığınıza bağlı. Ben de herkes gibi insanım, susarım da konuşurum da. Önemli olan doğru zamanda konuşup doğru zamanda susmak. Dışarıdan nasıl göründüğümü bilemiyorum ama kendimi nasıl gördüğümü çok iyi biliyorum. Sustuğum zamanlarda murakabe yapar düşünürüm. Laf kalabalığını sevmem. Müzikte de laf kalabalığını sevmiyorum. Özü yakalamak, az ve öz konuşmak lazım.
Kaf Kef,
Evliya-i Rap, Küheylan, Yaşlı Çocuk, Karizmatik Emmi, Melodrama, Sagopa Kajmer... Gerçek
isminiz de Yunus. Niye bu kadar çok mahlas kullanıyorsunuz?
O an ne
hissediyorsam o. Şarkılara göre de değişir, hislere göre de. Kendimle barışık yaşarım, mahlasları hissi
olarak düşünmek gerek. Öyle gelişi güzel bir şey değil. Her bir mahlasım
benim ayrı bir anlatımımdır.
Sözlerinizin akıllarda kalıcı olmasının nedeni ne? Dünya zevklerine fazla
itibar etmemeniz mi, sözlerinizin felsefeyle yoğrulması mı?
Maneviyatım. Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Neysem oyum. Olduğum gibi görünürüm, düşündüklerimi şarkılarıma aktarırken kelime dünyası içinden en öz olanları yan
yana koyarım. Anlaşılırlık sayesinde
kalıcılığı yakaladım.
Amerikan
kültüründen doğan rap müziğinin argümanlarını kullanarak, Amerikalı
takılmamaktan, kendi değerlerimize sahip
çıkmaktan bahsediyorsunuz? Bu çelişki değil mi?
O zaman şöyle söyleyeyim, hiçbirimiz e-mail ya da
internet kullanmayalım, kola da içmeyelim, Amerikan markaları da giymeyelim.
Allah vesileler yaratmış, vesileyi değerlendirmek esastır. Her ne kadar Amerika
sokaklarından çıkmış olsa da rap bir
araçtır. Amaçsa içinde gizlediğindir. Sen bir kısmını
alır ve kendi özüne uyarlarsın. Rock müzik yapanlar da böyledir, pop da.
Türkiye'de sahip çıkmamız gereken ne var? Kültür diyoruz, gelenek görenek
diyoruz, ama izlediğimiz kliplerde çıplak
hatunlar, gırla içki, kötü sesler ve bize uymayan görüntüler var. Bırak
Amerikancılığı, zaten yırtınsan
onlar gibi olamazsın ya da yarattığın sahtelikle onların gerçekliğini yakalayamazsın. Bizde hep dış ülkelere özenti var. Artık Türkçe o kadar değiştirildi ki, esas bunlarla ilgilenmek gerek. Sago bunu söyler.
Ortaya
koyduğunuz Türk rap'inin hem
Türkiye'deki rapçilerden hem de dünyadaki rapçilerden farklı yanları nedir?
Benim hem
sözlerim hem de müziğim kendime has. Cevap
olarak bu gerçeklik yeter. Malum Türkçe rap dendiğinde "Iııghhh çok itici buluyorum" diyenler o kadar çok
ki! Benden sonra insanların rap'e bakış açıları değişti. Ailelere kadar ulaştım. Kitlelerin bana olan sevgisi diğerlerine olanlardan çok daha farklı. Beni ağabeyleri, öğretmenleri olarak görüyorlar. İşte fark bu. Ben bir yıldız değilim, bir ihtiyacım belki de, kim bilir.
Rap
ortamının algı ve idrak seviyesi düşük mü?
Hayır,
hayli yüksek. Dinleyenlerim çok zeki. Zeki olmasalar beni dinlemezlerdi. Çünkü
ben de zekiyim. İdrake geç varanlar ise
sonradan her şeyin farkına
varıyorlar. Sonuçta anlamadan idrak olmaz. Konserlerde bağıra bağıra, ağlaya ağlaya şarkılarıma iştirak ediliyorsa o
insanların idrak seviyelerinin düşük olduğu nasıl söylenebilir?
Onlar canım benim.
Türkiye'deki rap sanatçılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye gibi muhafazakar değerlere sahip bir ülkede rap gelişir mi?
İnsan kendini geliştirir, müzik gelişmez. Sen geliştikçe aracın olan müziği de değiştirirsin. Ne bileyim
sözler değişir, anlattıklarının derinliği değişir. Muhafazakar bir
ülkedeyiz diyorsunuz ama o eskidendi. Artık her şey o kadar serbest ki… Dünyayı gezdim, bizim kadar rahat ülke
yok. Türk rap'inde neler oluyor bilmiyorum. Belki de umrumda değil. Herkesin bir şekilde amacına ulaşmasını ve bizim önderliğini yaptığımız bu türü geliştirmesini de canı gönülden istiyorum.
17 yaşında ‘Tepki' isimli bir rapçi "Kulağın boynuzdan korktuğu bir rap anlayışı var Türkiye'de. Büyükler bizi aşağıya itmeye çalışıyor" diye feryat ediyordu? Doğru mu bu?
Abartılı
bir yaklaşım. İyi rapçi vardı da Türk rap dinleyicisi mi
kabullenmedi? İyi olan her zaman
iyidir ve iyi olan mutlaka sonuca varır. Ben 10 senede vardım. Ama vardım. Şahsi olarak derim ki; boynuzlar kimi zaman kulak
altında kalırlar, kimi zaman onun üstüne çıkarlar. Boynuzuna göre değişir. Demek ki o boynuzlar kulağa ulaşamamışlar. Ulaşsalardı kendi özgürlüklerini tadarlar ve işin hazzına varırlardı. Bu denizin tüm suyunu
bizler içeceğiz diye bir kaide yok.
İçerisinde gazel ve kaside
olacak bir kitap yazmaya başlamıştınız? Ne aşamada?
Boş vaktim oldukça yazıyorum. Çok bir şey yok. Kaside, gazel vs. yazabilirsem ne mutlu
bana.
Sizin sevdiğiniz rapçilerin
isimlerini (Chuck D, Ice T, L.L, Krs, Cube, Kool Keith, Rakim gibi...)
biliyoruz ama sizi kendine çeken evliya ya da derviş insanlar kimler?
Son iki
senem alim zatların hayatlarını araştırmak ve onlardan feyzler almakla geçti. Hâlâ benim için en
mühim şey, o mübarek zatların
dopdolu hayatlarından bir zerre olsun istifade edebilmek. Beni derinden
etkileyenleri büyük bir zevkle yazayım: Abdülkadir Geylâni (ks) en başta olmak üzere; Ahmed el Bedevî (ks), Hasan-ı
Basri (ks), Ahmed er-Rufai (ks), Bişr-i Hafi (ks), Mahmud Hüdâi (ks), Şah-ı Nakşibendi, Feridüddin
Attar (ks), Mevlânâ Celaleddin-i Rumi (ks), Buhari, Müslim, Hakim Tirmizi, İbrahim Hakkı Erzurumi (ks), Muhyiddin-i Arabi
(ks). O kadar çoklar ki her biri ile ilgili değişik hayranlıklarım var.
O saydığınız rapçileri eskiden
dinlerdim. Ben rap'in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki! Okudum bildim deme, çok taat kıldım
deme. İlk emir okumak, ama
roman okumak değil.
Söz, bu
topraklarda değerli bir enstrümandır.
Rap sözün gücünü azaltmıyor mu?
Vezin
problemi olmasaydı kısıtlama olmazdı. Fakat malum ritimsel bir bütünlük için
lirikal açıdan düzenleme şart. Bu işi de herkes yapamaz, ustanın işidir. O nedenle ben ben oldum. Her ne kadar
kısıtlı bir söz dizimi olsa da içi umman oldukça problem yok.
Sözün en
etkili ve tasarruflu sarf edildiği kitap Kur'an'dır. Kur'an okuyor musunuz?
Katılıyorum.
Elbette okuyorum, okumadan olur mu? O kadar rahatlatıyor ki!..
Allah'la
dua ederek konuşurken kullandığınız kelimeler nasıldır peki?
Rabb’imiz
bizlere sünnet izinden gitmeyi buyuruyor. Onunla iletişim için ilkin sünnete bağlanmak ve bu vesileyle doğruca ilerlemek gerek. Malum herkes canı
sıkıldıkça Rab ile konuşabilir, içini
rahatlatabilir. Lakin ben ilk önce Rabb'in benden istediklerini uygulamaya
koyup daha sonra ondan aldığım güç ile dua
ediyorum. Bir şey yapmadan bir şey beklemek ya da kuru kuruya dua etmek bana
ters. İrtibat, çokça
zikretmektir. Ben buna çok önem veririm. Bir süre sonra otomatik olarak iletişiminiz güçlenir. Kelimelerden geçtik biz,
manaya indik.
Hem
dindar hem pesimist olabilir mi insan?
Çelişki arayan için hayat çelişkilerle dolu. Mühim olan takdir etmek. Pesimist
olmak, mecazi manada suskunluktur. s.zengin@zaman.com.tr
"Rap'i yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran Eminem, 5r0 cent gibi
Amerikalı rapçileri yeriyorum. Umrumda değiller!"
Sizin ilk dönemler protest, daha küfürlü bir tarzınız vardı? Zamanla daha
derin, manalı, aşk ve acı üzerine yoğunlaşan bir tarza kaydınız? Ne değişti, ne değiştirdi kelimelerinizi? Rap'çı Yunus, Hak'çı derviş Yunus olma azminde mi?
Her zaman
aynıydım, siz beni geç yakalamışsınız. Her şey aynı. Yunus, Yunus’tur. Bizim Yunus. Ama
sizin, ‘bizim Yunus' demeniz için beni daha iyi idrak etmeniz gerek.
Osmanlıca
ve Farsça kelimelerini sık kullandığınız şarkılarınızı günümüzün
gençleri anlayabilir mi? Son albümünüz Kötü İnsanları Tanıma Senesi daha sade ve yabancı
kelimelerin azaltıldığı bir çalışma olmuş. Bu yöndeki şikayetlerin bir sonucu mu bu?
Hayır, daha fazla kişiye ulaşmak için daha anlaşılır olmak gerek. Tercih edilen yol bu.
Kimsenin bir şikayeti yok. Hatta ben
komple yabancı kelime kullansam da onlar ezberler ve hissederler. Herkese her
türlü yazabildiğimi gösterdim en
azından. Önceden benim için "sözlük ve kitap açıp yazıyor" denilirdi.
Bu gibi cahilleri bilgimle ezdim. Ben sokak şairiyim diyorum. Bu şu demek; sokak kültürü ile iç içe yaşadım ve sokaktaki insanın diliyle nasıl müzik
yapılır onu yaptım. Biraz kaba, biraz sert ama genelde etkili bir yapım var.
Tamamıyla kendi tasarımım.
Gençleri
alkolden, uyuşturucudan uzak durmaya çağırıyorsunuz. Oysa birçok insanın kafasında rap'in
bu tür ortamlarda filizlendiğine dair bir yargı yok mudur?
Her
duyulana ya da her insanın dediğine inanmamalı. Kötü de
var, iyi de. Sage Francis adlı rap sanatçısını örnek verelim. Bu MC belki de en
önemli rap yıldızlarından biri ve Amerika'da benim lirikalitemde olan,
hissiyatı bana benzeyen bir sanatçı. Ne alkol içer ne de uyuşturucu kullanır. Ben bunlarla ilgileniyorum. Ve
her fırsatta rapi yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran büyük Amerikalı rapçileri de
yeriyorum. Bu Eminem olsa da dr dre ya da 50 Cent olsa da. Umrumda değiller! Onların sözlerinin toplamını karşınıza alın, gülersiniz. Kısacası Sago der ki; ağzı olan konuşuyor. Rap müziğinin kitabını yazacak
derece bilgi sahibi biriyim. O nedenle işi kısaca özetleyelim: Rap demek iyi söz ve iyi yorumun kaliteli
bir müzikle birleşmesidir. Bunu yaparken
ne içtiğin ya da ne kullandığından ziyade çıkan şarkının kalitesi seni alakadar etmeli. Gençleri
hiçbir şeyden uzak tutma
gayretim yok. O gayreti onlar göstermeliler, ben de vesile olmalıyım. İşin özü Sago'nun sözüdür.
« Önceki ::